Türkçe русский English
logo

Gelecek Tüp Bebek Merkezi

+90 (242) 324 25 26

ÜREME GÜÇLÜĞÜ (İNFERTİLİTE) NEDİR?


Üreme güçlüğü (bilimsel ifadeyle infertilite), bir çiftin korunmasız ve düzenli cinsel ilişkiye rağmen 1 yıl içinde gebe kalamamasıdır. Bu tanımda 1 yıl standart bir süre olmakla birlikte, bayanın yaşının 35 ve üzerinde olduğu durumlarda doğal yolla gebeliğin oluşması için beklenecek süre 6 ayı geçmemelidir ve araştırma aşaması bu dönemde başlamalıdır.

Çocuk sahibi olamama durumunu anlatmak amacıyla çeşitli ifadeler kullanıla gelmiştir. Filmlere de sık sık konu olmuş bu sorun, halk arasında en çok "kısırlık" kelimesi ile ifade bulmuştur. Anlam olarak kısırlık kelimesi, köktenci bir şekilde çözümsüzlüğü ve ümitsizliği içerirken, aynı zamanda da bir eksiklik ve suçluluğu da çağrıştırmaktadır. Oysa üreme güçlüğü, bütün hastalıklar gibi tıbbi bir sorundur ve mevcut teknolojik ve bilimsel olanaklarla da çoğu kez çözümü olanaklıdır. Bu nedenle de söz konusu sorunu kısırlık olarak değil üreme güçlüğü olarak adlandırmak daha doğru olacaktır.

Üreme güçlüğünde ne tür testler ve değerlendirmelerden geçilir?

Üreme güçlüğü ile başvuran bir çiftin öncelikle ayrıntılı olarak tıbbi öyküsü sorgulanır. Daha önce geçirilmiş hastalıklar, operasyonlar, kullanılan ilaçlar, tedavi için yapılan girişimler, sigara ve diğer alışkanlıklar bu anlamda önemli hususlardır. Bunun dışında özellikle kadın genital sistemi ile ilgili daha önce yaşanmış sorunlar, adet döngüsünün düzeni, allerjik reaksiyonlar gibi konular da kaydedilir.

Öykü alınmasını takiben kadının jinekolojik muayenesi ile rahim yapısı ve yumurtalıkların durumu değerlendirilir. Bu aşamada, rahim yapısındaki anormallikler; miyom, septum, yapışıklık gibi gebelik ve doğum açısından risk ve engel olabilecek oluşumların varlığı özellikle ultrasonografi ile araştırılır. Sayılan bu anormallikleri saptamada yararlanılan yöntemler arasında ilaçlı rahim filmi (histerosalpingografi-HSG) ve rahim içine serum verilerek ultrason ile değerlendirme (sonohisterografi) de vardır.

Adetin ilk günlerinde yapılan yumurtalıkla ilgili hormon testleri, adet ortasından sonra yapılan yumurtlamayı doğrulayıcı hormon testi ve erkeğin sperm kalitesini gösteren semen analizi de tamamlayıcı testler arasındadır.

Yapılan temel değerlendirme aşamasında eğer herhangi bir sorun saptanırsa, ya da daha önce yapılan tedavi denemelerinde tekrarlayan başarısız sonuçlarla karşılaşılmışsa, ilave tetkikler yapılabilir. Yukarıdaki sayılan aşamalarda herhangi bir engelle karşılaşılmazsa tedavi aşamasına geçilebilir. Eğer bir sorun saptanırsa öncelikle sorunun çözümü sağlanır.

Sebep her zaman ya da çoğu zaman kadın mıdır?

Hayır! Üreme güçlüğü olgularının %40 kadarında kadın ait nedenler sebep olurken, %30 kadarında erkeğe bağlı sorunlar karşımıza çıkmaktadır. Kalan %30 olguda da çiftlerin ikisinden de kaynaklanan nedenler rol oynamaktadır. Yani çocuk sahibi olmakta güçlük çeken çiftlerde kadın ve erkeğe ait sorunlarla karşılaşma olasılığı hemen hemen eşittir.

Erkek faktörü ve tedavisi

Erkek faktörü dendiği zaman sperm hücrelerinin sayısı, hareket yeteneği ve şekliyle ilgili sorunlar anlaşılmaktadır. Sperm kalitesini belirleyen bu üç unsurla ilgili sorunlar tek tek veya birlikte karşımıza çıkabilir. Sperm kalitesi ile ilgili zayıflığın derecesine göre izlenecek tedavi şekli belirlenmektedir. Hafif sorunlarda hap, iğne veya aşılama tedavileri yapılırken, şiddetli sorunların varlığında tüp bebek tedavilerine başvurmak gerekebilir.

Eğer tüp bebek tedavisine karar verildiyse bazen IVF, daha sık olarak da ICSI tedavisi uygulanır. ICSI yani mikroenjeksiyon tedavisinde her bir kaliteli ve olgun yumurta hücresinin içine bir adet sperm hücresi yerleştirildiği için çok sık karşılaşılan sperm sorunlarını şöylece sıralamak mümkündür:

Yukarıda sayılan bu sorunların birlikte görüldüğü durumların yanısıra, kullanılan bazı terimler daha vardır ki ya nadir karşılaşılan ya da özgün bazı diğer sorunları tanımlamakta kullanılırlar.

Üreme güçlüğünde hangi tedavi aşamaları vardır?

Değerlendirme aşamasında herhangi bir sorunun saptanıp saptanmadığı, eğer varsa sorunun derecesi, çiftin (özellikle bayanın) yaşı ve varsa önceki tedavi denemelerinin akıbetlerine göre izlenecek tedavi şekline karar verilir. Bu tedavileri bir merdivenin basamakları şeklinde düşünmek mümkündür. İlk basamak tedaviler uygulaması daha kolay, basit ve maliyet olarak ucuz olmakla birlikte göreceli olarak gebelik şansı da düşüktür. Her bir üst basamağa çıkıldıkça gebelik şansının yanı sıra, tedavinin zorluğu ve maliyeti de artmaktadır. İlk basamakta uygulanan hap tedavilerinin bir denemedeki ortalama gebelik şansı %10 dolayında iken, bu oran en üst basamakta bulunan tüp bebek tedavileri için %50’yi bulmaktadır. Tüp bebek tedavisi dışındaki bütün tedavi seçeneklerinde bayanın tüplerinden en az bir tanesinin açık ve sağlıklı olması şarttır.




  © Gelecek Tüp Bebek Merkezi - 2015 - Tüm Hakları Saklıdır