Türkçe русский English
logo

Gelecek Tüp Bebek Merkezi

+90 (242) 324 25 26

TÜP BEBEK TEDAVİSİ


Tüp bebek tedavisi nedir?

Üreme tedavileri sırasında bayanın yumurta hücresinin laboratuvar ortamına alındığı tüm tedavi şekillerine tüp bebek tedavisi adı verilir. Yani tüp bebek dendiği zaman bir grup tedaviyi içine alan bir ifadeden bahsedilmektedir. “Tüp bebek” ismi, işlem sırasında laboratuvar tüplerinin kullanılması nedeniyle verilmiştir. Bu tedavilerin ilk geliştiği yıllardan itibaren SUZI, GIFT, IVF, ZIFT, ICSI gibi kısaltmalarla gösterilen çeşitli tedavi teknikleri geliştirilmiştir.

Günümüzde bu tekniklerden en sık kullanılan ikisi olan IVF ve ICSI, hemen hemen diğer tüp bebek tedavilerinin yerini tamamen almıştır. Ülkemizdeki tüp bebek merkezlerinin ise hemen hemen tamamı rutin olarak ICSI (mikroenjeksiyon) yöntemini kullanmaktadır. IVF (in vitro fertilizasyon- vücut dışında döllenme) sırasında yumurta ve sperm hücrelerinin aynı ortama konarak döllenme süreci beklenir. Oysa mikroenjeksiyon adı da verilen ICSI (intrasitoplazmik sperm injeksiyonu) işleminde, herbir yumurta içine bir adet sperm embriyolog tarafından konmakta ve döllenme sürecinin ilk aşaması böylelikle aşılmış olmaktadır. Halihazırdaki literatür bilgilerine göre IVF ile ICSI arasında gebelik şansı bakımından belirgin bir fark olmamakla birlikte, IVF işlemlerinde nadir de olsa döllenme sorunlarının yaşanması tüp bebek kliniklerinin ICSI’yi tercih etme yönünde zorlamaktadır. Şiddetli sperm sorunları durumunda ise IVF zaten mümkün olmadığı için doğrudan ICSI tedavisi yapılmaktadır.

Kimlere tüp bebek uygulaması yapılabilir?

Sperm kalitesinde sorun saptanması durumlarında tüp bebek tedavisi yapılabilmektedir. Eğer menide hiç sperm hücresi yoksa (azoospermi), testis dokusundan cerrahi olarak TESA veya TESE işlemleri ile hücre aranmakta ve eğer sperm hücresi saptanabilirse mikroenjeksiyon işlemi yapılmaktadır.

Tanı ne olursa olsun (endometriyozis, polikistik over sendromu, servikal faktör, immünolojik infertilite, açıklanamayan infertilite) ilk basamak tedavi aşamalarında sonuç alınamayan çiftlerde ya da bayanın tüplerinin tıkalı olduğu durumlarda yine tüp bebek tedavisine başvurulmaktadır.

Kimlere tüp bebek uygulaması yapılamaz?

Tüp bebek tedavisi için en az bir yumurta, bir sperm hücresi ve gebeliği taşıyabilecek sağlıklı rahime ihtiyaç vardır. Bu üç unsur tedavinin olmazsa olmazlarıdır. O nedenle, eğer ne menide ne de testis dokusunda sperm hücresi saptanamamışsa tüp bebek tedavisi yapılamaz. Bu durumda ancak sperm bağışı ile tedavi yapılabilir. Aynı şekilde eğer bayanın yumurtalıkları yumurta geliştirme gücünü kaybettiyse yine tüp bebek mümkün olmaz. Bu durumda yumurta bağışı ile tedavi yapılabilir. Eğer doğumsal veya edinsel nedenlerle bayanın rahmi yoksa ya da rahim zarındaki algaçlarda sorun varsa taşıyıcı annelik ile çözüm aranmaktadır.

Fakat yukarıda belirtilen her üç tedavi şekli de ülkemizdeki yasal düzenlemelere göre yasaktır. Bu tür tedaviler dünyadaki çeşitli ülkelerde yasalar izin verdiği için uygulanmaktadır.

Tüp bebek tedavisinde başarı nedir ve hangi faktörlere bağlıdır?

Tüp bebek tedavilerinde başarı çeşitli şekillerde ifade edilmektedir. Tedavi sonrasında ilk aşamada yapılan kan testinde gebeliğin tespit edilmesi (kimyasal gebelik), takip eden aşamada ultrason ile gebeliğin görülür hale gelmesi (klinik gebelik), gebeliğin sağlıklı şekilde sürmesi (devam eden gebelik) ve sağlıklı doğumun gerçekleşmesi (canlı doğum oranı veya eve bebek götürme oranı) gibi başarı kriterleri kullanılmaktadır. Bunlar arasında en sık kullanılanlar klinik gebelik ve canlı doğum olmakla birlikte nihai amaç her zaman için canlı doğum yani sağlıklı bebeğin eve götürülmesidir.

Başarıyı etkileyen faktörler nelerdir?

Yaş etkili midir?

Kesinlikle evet! Özellikle bayanın yaşı 30’u geçtikten sonra doğal yolla ve tedavilerle çiftin gebeliği elde etme şansında kısmen azalma başlamakta, bayan 35 yaşını geçtikten sonra bu azalma ivmesi artmaktadır. Kırk yaş üstü bayanlarda zamanın çok seri bir şekilde kullanılması gerekmektedir. Zira 44 yaşın üzerindeki bir kadının tüp bebek tedavisinde kendi yumurtası ile gebelik elde etme olasılığı teorik olarak yoktur. Bu durumda da ancak yumurta bağışı tedavisi düşünülebilir. Kadında yaşın etkisi hem yumurtalık rezervinin azalması, hem de yumurta hücrelerinin kalitesinin azalması yönünde olmaktadır. Kırk yaşın üzerindeki kadınlarda –yumurta sayısı çok olanlarda bile- halihazırdaki genel başarı hızları düşüktür; bu yaş grubunda yumurta sayısı kalitenin yerini dolduramamaktadır. Buna karşın over rezervi sınırlı olan genç kadınlar, yumurta kaliteleri yüksek olduğu için sınırlı yumurta sayılarına rağmen yüksek başarı hızlarına sahip olabilirler; burada kalite sayıya göre daha fazla öneme sahiptir. Bu gözlemlere dayanarak şu çıkarımlar yapılabilir: Azalmış over rezervi genç kadınlarda tedaviye almama kriteri olarak kullanılmamalıdır zira tedavinin iptal edilme riski artmış olmakla birlikte genel olarak hala tatminkar gebelik hızlarına sahiptirler. Kırk yaşın üzerindeki kadınlarda over rezervinin normal olması rahatlatıcı değildir çünkü kaç tane yumurta olursa olsun sadece azalmış yumurta kalitesi başarılı bir gebelik fırsatının önünde engel oluşturabilir.

Yumurtalıkların gücü (over rezervi)

Yumurtalıklar, içerdikleri bütün yumurtalara doğumdan önceki dönemde sahiptirler. Bu kaynağın azalma süreci doğumdan önce başlar ve doğanın verdiği yeteneğin ortadan kalktığı menopoza kadar sürer. Bu tükenmenin hızı kadının hayatı boyunca nispeten sabittir fakat ortalama 37 yaş dolayında ivmelenir. Her adet dönemi başlangıcında belli sayıda yumurta gelişmeye başlar, bu yumurtalardan biri hariç tümü geriler ve küçülür, fakat gelişmeye başlayan yumurta grubunun sayısal büyüklüğü yaşa bağlıdır. Genç bayanlardaki toplam yumurta sayısı ileri yaşlara göre daha fazla olduğu için, gelişmeye hazır yumurta sayısı da genç yaşlarda daha yüksektir.

Yumurtalıkların rezervi; FSH, inhibin, AMH gibi hormon testleri, klomifen sitrata yanıt gibi uyarma testleri ile öngörülmeye çalışılır. Bunların yanısıra ultrasonda görünen yumurta keseciklerinin sayısı da bu amaçla kullanılabilir ve diğerlerine göre daha duyarlı bir belirteçtir. Yumurta rezervinin bilinmesi, tedavi protokolünün ve kullanılacak ilaçların dozunun belirlenmesinde önemlidir.

Embriyo sayısı ve kalitesi

Yumurtalık rezervinin yüksek olması toplanacak yumurta sayısının da genellikle iyi olmasını sağlar. Fakat bu aşamada toplanan yumurta hücrelerinin normal ve olgun olup olmadığı önem kazanmaktadır. İşleme tabi tutulan olgun yumurtaların takibi neticesinde de döllenme ve döllenme sonrası gelişim süreci belirlenir. Transfer işleminden hemen önce yapılan nihai kontrolde embriyoların sayısı ve kalitesine bakılarak, transfer için elverişli olan embriyo sayısı belirlenmektedir. Transfer edilecek olan embriyo sayısı kadının yaşı, daha önceki tedavi öyküsü ve embriyoların kalitelerine de bakılarak belirlenir. Artan herbir sayı gebelik olasılığını arttırmakla birlikte, çoğul gebelik riskini de yükseltmektedir. Bu nedenle Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünyanın bütün ülkelerinde görüş birliği mümkün olduğunca az sayıda embriyo transfer etme yönündedir. Hatta bazı ülkelerde aksi uygulamalara yönelik cezai yaptırımlar da söz konusudur. Ülkemizde üremeye yardımcı tedaviler derneğinin önerisi de en fazla 2 embriyo yerleştirme yönündedir.

Endometrium kalınlığı

Halk arasında rahim zarı olarak da ifade edilen ve rahim (uterus)’in en iç tabakası olan endometriumun embriyo ile karşılaştığı dönemdeki kalınlığı ve şekli gebelik şansını etkilemektedir. Endometrium, embriyonun yerleştiği doku olup, gebeliğin ilk haftalarında –plasenta gelişene kadar- embriyonun beslenmesini de sağlamaktadır. Yumurta toplama işlemi öncesinde, yumurta çatlatıcı iğne yapıldığı gün ölçülen endometriyum kalınlığı 7 mm den az olan hastalarda gebelik oranlarının belirgin şekilde daha düşük olduğu bildirilmiştir. Bununla birlikte iyi kaliteli embiyolar yerleştirildiği zaman, endometriyum ince bile olsa yine de makul gebelik oranlarına ulaşılabilmektedir.

Endometriyum yeterli kalınlıkta ise gebelik oranları iyi olup, ince endometriyum gebeliği tamamen engelleyen bir durum değildir. Ancak şansı yine de etkilemektedir. Endometriyumun çok kalın olduğu durumlarla ilgili bulgular ve yorumlar tartışmalıdır.

Transfer döneminde endometriyumun şekli de öneme sahiptir ve üç çizgi görünümünde olan endometriyumlarda şans daha yüksektir.

Başarısız tüp bebek denemeleri

Tüp bebek tedavilerinin çeşitli aşamalarında olası sorunlardan dolayı tedavinin tamamlanamaması söz konusu olabilmektedir. Örneğin yeterli sayıda yumurta gelişimi olmazsa veya toplanan yumurtalarda yeterince döllenme görülmezse tedavi durdurulabilir. Embriyo transfer aşamasına kadar varan bir tüp bebek tedavisi olumsuzlukla sonuçlanırsa “implantasyon başarısızlığı” adı verilir. Eğer bu şekilde dört kez transfer işlemi olumsuzlukla sonuçlanırsa “tekrarlayan implantasyon başarısızlığı” ndan bahsedilir. Böyle durumlarda, eğer tedavi sürecinde saptanan bir neden yoksa ilave birtakım testlere ya da implantasyon öncesi genetik tanı (PGD) yöntemine başvurulabilir. Özellikle bayanın yaşının ileri olduğu dönemlerde tekrarlayan başarısızlık yaşanması durumunda bir seçenek de yumurta bağışı tedavisi olmaktadır. Zira yapısal olarak yumurta, sperm veya embriyolarda sorun saptanmasa bile, tespit edilemeyen nedenler olabilir ve bu şekilde bu nedenler ekarte edilmiş olur.




  © Gelecek Tüp Bebek Merkezi - 2015 - Tüm Hakları Saklıdır